Seninle daha tanışmamıştık, ben seni tanımıyordum ve bilmiyordum. Öğretmen olan Ahmet dedenin aracılığı ile tanıştık seninle. Deden seni bana anlatıp da bizim okula daha da önemlisi benim sınıfıma geleceğini söyleyince heyecanlanmış, biraz da çekinmiştim.
Çünkü 21 yıllık meslek yaşamım süresince senin gibi ÖZEL bir öğrencim olmamıştı. Bu beni çekinceye sürükledi. Sana nasıl davranacağımı, nasıl yaklaşacağımı bilmiyordum. Daha da önemlisi, yararlı olabilir miyim diye çekincelerim olmuştu. Biz bu dersi okumamıştık öğretmen olurken. Sana yararlı olayım derken, gelişimine zarar verme çekincesiydi benimkisi.
Ama bilemezdim ki benim sana öğreteceklerimden çok senin bana, sınıf ve okul arkadaşlarına, hatta diğer öğretmenlere öğretecek şeylerin olduğunu.  Sen bize özel olmayı öğrettin. Özel olma duygularını yaşattın. Sen, benim yanımda farklı değilsin, aynısın diğer arkadaşlarınla, ama sen benim özel öğrencimsin.
Ekin,
Sen bize 3 yıldır, hiçbir eğitim kurumunda öğrenilemeyecek davranışları öğrettin. Sana onun için diyorum; “öğretmenin öğretmeni” diye.
Şunu sende yaşadık; eğitimin bilimsel söylemler ve klişe sözlerle değil, insani duygu ve yaklaşımlarla, sevgiyle, hoşgörü ve kabullenmeyle daha olumlu sonuçlandığını.
Sana teşekkür ederim benim özel öğretmenim.