İnsan hayatı çeşitli yol ayrımları ile dolu. Okul seçimi, iş, evlilik ve çocuk sahibi olmak… Bunların hepsi ayrı bir heyecan. Ama biz özel anne-babalar için gerçek heyecan, yaşamımıza özel bir bebeğin katılması ile başlıyor. Diğer heyecanlar bir anda sıradanlaşıyor. Ekin 5-6 aylıkken bir şeylerin doğru gitmediğini fark ettik. Fiziksel ve zihinsel olarak olması gerekenden geride gidiyordu. İlk olarak 2 yaşlarında iken Hacettepe’de Serebral Palsi tanısı kondu. O günden sonra fizik tedavi ve özel eğitim bizim hayatımızın ayrılmaz parçası oldu. Bu arada fıtık, şaşılık ve hipospadias ameliyatları oldu. 13 Mart 2009 da 11 yaşını bitirdi. Dengeli olmasa da yürüyor, temel ihtiyaçlarını birkaç sözcük ile ifade edebiliyor. Sabahları normal bir okula kaynaşma-sosyalleşme amaçlı gidiyor. Öğleden sonraları özel eğitim alıyor. Sıcakkanlı, sosyal bir çocuk. Ama henüz özbakımında ve günlük işlerde tam olarak bağımsız değil. Ekin bizim hayatımızı nasıl etkiledi diye düşünüyorum da.. En önemlisi, sevginin, sorunların çözümünde ne kadar önemli bir yeri olduğunu öğretti bize. Sabretmeyi; hoşgörüyü; sevinç ve üzüntüyü paylaşmayı Ekin’le birlikte çok daha pekiştirdik. Ekin’le birlikte, aslında etrafımızda ne kadar çok ‘özel’ birey olduğunu da fark ettik. Hepsinin özel durumları birbirinden çok farklı. Ama! Sessizce yatağında yatsa da, tekerlekli sandalyesi ile hayat yolunda devam etse de, işitmese de görmese de, konuşamasa da, anlamasa da hiçbir şeyi; hepsinin tek bir ortak iletişim yöntemi var: Sevgi. Ekin’le olan hayat yolculuğumuzda bizi yalnız bırakmayan anne-babalarımız, yakınlarımız ve dostlarımızın desteği, bize çok büyük güç verdi. Toplumun yüzde onu gibi önemli bir kesimini oluşturan ‘özel bireylerin’ daha çok fark edilmesi, sosyal hayata katılması ve sorunlarının çözülmesi yolunda ‘Patika’ grubumuz bir parça katkı sağlayabilirse, ne mutlu bize..

R. Hürses CEYLAN