Deniz’im;

Seninle bu özel yolculuğumuzu paylaşacağımızı öğrendiğimde, sen henüz dünyaya gözünü açalı birkaç saat olmuştu..

Seninle ilk yolculuğumuz, bir ambulansın içinde ve gecenin karanlığında, Antalya tıp fakültesine giderken başlamıştı. (Şimdi siren sesleri bana hep o geceyi anımsatır.)

Yoğun bakımda senin tedavin yapılırken, ben her gün senin yüzünü görebilmek, bir parça da ayağına dokunabilmek ve -ben buradayım kızım korkma dayan! baban burada-diyebilmek için, harcadığım çabayı unutmam mümkün değil..

 

Tam 21 gün, sen içeride yoğun bakımda hayata tutunmak için mücadeleni verirken, ben dışarıda, kapıda, bir sandalyenin üzerinde, senden gelecek güzel haberlerini bekledim..

 

Senin, ilk sütünü alabileceğin söylendiği gün, Alanya’ya nasıl hızla gelip, tekrar aynı hızla annen’den sütünü nasıl getirdiğimi tarif edemem, o an düşündüm ki, hayat’ta daha önce hiç bu kadar önemli bir şey taşımadım..

 

Senin bu ‘özel durumu’nun’, bize açmış olduğu bu ‘özel dünyada’ sen ve seninle aynı durumu paylaşan, diğer ‘Deniz’lerimiz’ için, sizi sevenlerle ve gönül dostlarımızla, mücadelemizi veriyoruz..

 

Çok şükür! bugün aramızdasın..hayat’a karşı verdiğin bu mücadelede biz hep yanında olacağız..

 

Hani hep derler ya ‘kız çocuğu baba’ya ayrı bir düşkündür!’

 

Sana, bu duyguyu bana fazlası ile yaşattığın için çok teşekkür ederim..

 

İyi ki varsın.! iyi ki…

 

Seni çok seviyorum,

 

Baban